demo-attachment-1245-Mask-Group-43@2x

Gider Pusulası Nedir? Ne Zaman Kullanılır?

İş hayatında ve ticari ilişkilerde, alım satımların ispatlanması, sürecin muhasebe kayıtlarına girmesi ve vergiye konu edilebilmesi adına faturalar büyük önem taşır. Ancak fatura kesilebilmesi için fatura alıcısının vergi mükellefi olması şartı aranır. Peki, ticari faaliyetleri sonrasında fatura kesmek durumunda olan işletmeler mal ya da hizmet aldığı karşı taraf vergi mükellefi değil ne yapıyor? Siz de serbest meslek çalışanları, freelancerlar gibi vergi mükellefi olmayan çalışanları ve bu kişilerden hizmet alanları ilgilendiren gider pusulası hakkında daha fazla bilgi için detayları inceleyebilirsiniz.

Gider Pusulası Nedir?

Gider pusulası, vergi mükellefi olan işletmelerin vergi ödemekle yükümlü olan bireylerden aldıkları mal ve hizmetleri belgelendirmek amacıyla kesilen bir fatura türüdür. İşlemin muhasebeleştirilmesi yani kayıt altına alınması, kazançların vergilendirilmesi, anlaşmazlık durumunda bir ispat olarak kullanılması açısından gider pusulası yaygın olarak kullanılan bir belge türüdür.

Gider Pusulası Nasıl Düzenlenir?

İşletmeler vergi mükellefi olmayan taraflarla yaptıkları mal veya hizmet alışverişinde gider pusulası oluşturmak için aşağıdaki adımları izlemelidir:

  • Gider pusulasının fiziksel olarak temin edilebilmesi için Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan matbaalardan bastırabilir. Kırtasiyelerde veya internet üzerinde satılan boş gider pusulası defterleri noterde onaylatılmak suretiyle de kullanılabilir.
  • Gider pusulaları 2 nüsha şeklinde olmalıdır. Gider pusulası kesildikten sonra nüshalar alıcıya imzalattırılmalıdır ve ilk nüsha satıcıya verilirken ikinci nüsha da vergi mükellefi olan tarafta kalır.

Gider pusulalarında konu olan hizmetin ya da malın mahiyeti, cinsi, adedi, fiyatı, tutarı bulunmalıdır. Vergi oranı ve net vergi tutarına ek olarak işi tarafların isim ve soyisimleri ve tüzel kişi ise ünvanları ve adresleri de eklenir. Gider pusulasının düzenlenme tarihi de belge üzerinde yer almalıdır.

Gider Pusulası Hangi Durumlarda Düzenlenir?

Gider pusulası, alıcıların normalde satıcıdan alması gereken fatura yerine alışverişi belgelemek için kendi düzenledikleri bir tür faturadır. Örneğin; işletmenizde küçük bir hasarı tamir etmesi için bir tesisatçı ile anlaştınız. Tesisatçı bir şirkete bağlı çalışmadığı ya da kendi şirketi olmadığı durumlarda size fatura kesemez. Fakat sizin tesisatçıya yapacağınız ödemeyi ticari hesaplarınızdan yapmak ve belgeleme zorunluluğunuz var. Bu durumlarda hesabınızdan para çıkışını faturayla kapatmak yerinde kestiğiniz gider pusulası ile kapatabilirsiniz. Bir başka deyişle gider pusulası yapmış olduğunuz ödemeyi muhasebe kayıtlarına geçirmenizi sağlar. Gider faturası düzenlenebilecek durumları şöyle özetlemek mümkün:

  • Hizmet alınan ya da malını satın aldığınız kişinin vergi mükellefi olmadığı durumlarda
  • Yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanunu’nun 18. maddesinde yer alan istisnalar kapsamına giren satıcılardan alım yapıldığında
  • Serbest meslek çalışanlarından yapılan alımlarda yapılan arizi ödemelerde

Ödemeler, banka havalesi yoluyla ya da PTT aracılığıyla yapıldığı durumlar alınan dekont gider pusulası yerine geçebilir. Ancak dekont üzerinde alınan hizmet ya da satın alınan mala dair işin mahiyeti, tutarı, miktarı, ücreti ve adres gibi bilgiler bulunmadığı için bazı durumlarda sorunla karşılaşabilirsiniz.

Gider Pusulası Ne zaman Düzenlenir?

Gider pusulası, hizmet ya da mal alım işlemlerinde satıcı size ürün teslimatı veya hizmeti verdikten sonra yapılır. Gelir Vergisi Kanunu’na göre gider pusulasının alışveriş tamamlandıktan sonraki 7 gündür. Bu tarihler dışında düzenlenen faturalar geçersizdir.

Gider Pusulası Oranları

Gider pusulası düzenleme işlemi ile kazanca dair gelir vergisi niteliği taşıyan kesintiler uygulanır. Stopaj adı verilen bu kesintiler faturayı kesen tarafından ödenir. Ancak bazı durumlarda satıcı ile alıcı arasındaki anlaşmaya göre taraflar arasında çeşitli oranlarda pay edilebilir. Ancak devlete ödenen yasal stopaj oranları tutar üzerinden hesaplanır ve aşağıdaki gibidir:

  • Alımı söz konusu olan mal hurda statüsünde ise kesinti oranı %2’dir. Diğer mal statüsündeki alımlarda da %2 kesinti uygulanır.
  • Vergi yükümlülüğü olmayan bir satıcı, tüzel ya da gerçek kişi adına satış yapmıyorsa komisyon ve prim ödemelerinden yüzde 20 gider pusulası stopajı alınır.
  • Dokuma ürünleri ve örgü, nakış işleri, süpürge, sepet, hasır gibi el işleri, çarşaf, havlu, kilim ve benzeri eşya ve benzeri mal için ödenen ücretlerden veya üretimine ödenen hizmet bedellerinden %2 kesinti yapılır.
  • Diğer hizmet statüsündeki alımlarda kesinti oranı %5 olarak uygulanırken ürün ve hizmet bedelinin ayrılmaz ise kesinti %10’dur.

Ayrıca malın kimlerden ve ne şekilde alındığına göre düzenlenen gider pusulası ve benzeri belgelerde uygulanacak kesintileri bulabilirsiniz.

Arizi Ödemelerde:

    • Esnaflar için gider pusulası oranları: %2, %5, %10

    • Serbest meslek için gider pusulası oranları: %17, %20

    • Ücretlilerde bordro üzerindeki gelir vergisi kademeleri (%15, %20, %27, %35) uygulanır.

Devamlı ödemelerde ise:

    • Esnaflar için gider pusulası oranları: %2, %5, %10

    • Serbest Meslek erbapları için Serbest Meslek Makbuzu (Smm) kesintisi: %17, %20

    • Ücretlilerde bordro üzerindeki gelir vergisi kademeleri (%15, %20, %27, %35) uygulanır.

      İşletmenizin dijital dönüşümüne öncülük eden çözümler için Orka Bilgisayar’ın e-Fatura, e-Arşiv, e-Defter, e-SMM, e-İrsaliye gibi kurumsal muhasebe yazılımlarını ve dijital çözümlerini inceleyebilirsiniz.

demo-attachment-1245-Mask-Group-43@2x

Sigorta Primi Nedir? Nasıl Hesaplanır?

Hayatın her alanında olduğu gibi iş dünyasında da çeşitli sigorta uygulamaları bulunur. Bunlardan biri de sigorta primidir. Çalışanları çeşitli risklere karşı koruyan bu sistem işçilerin devlet tarafından sağlanan sağlık hizmetlerinden faydalanmasına ve emeklilik hakkı elde etmesine olanak tanır. Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenen prim çalışan ve işveren katkısı olmak üzere ikiye ayrılır. Sigorta primi belirli bir gün sayısına sahip olup ödenmeye devam ettikçe işleyen bir sisteme dahildir. Peki, sigorta primi nedir ve nasıl hesaplanır? Gelin sigorta primine dair merak edilen başlıklara yakından bakalım.

Sigorta Primi Nedir?

Sigorta primi işverenlerin maliyet kalemlerinden biri olup her ay ödenmesi gereken belirli bir tutardan oluşur. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ya da çalışma izni bulunan her yabancı uyruklu çalışan iş hayatında çalışmaya başladığı günden itibaren sigorta primi ödemesi yapmak zorundadır. İlgili prim işverenler tarafından ödenir ve çalışanın brüt maaşı üzerinden hesaplanır. Sigorta priminin tutarı ve ödemelerin düzenli olarak gerçekleştirilmesi çalışanın ileride emekli maaşı tutarını ve emeklilik zamanını yakından etkiler.

Sigorta primleri çalışanların iş yerinde çalıştığı süre boyunca SGK’ya ödenir. Çalışan işten ayrıldığında prim ödemeleri ve dolayısıyla sigorta da kesintiye uğrar. Sigorta prim tutarının asgari sınırı devlet tarafından belirlenen brüt asgari ücrete göre hesaplanır. 2023 yılı için ilgili taban tutar 3577 TL iken tavan tutar ise 26831 TL olarak belirlenmiştir.

Sigorta Primi Nasıl Hesaplanır?

Sigorta prim tutarları her sene belirlenen alt sınıra göre değişiklik gösterir. Prim ödemelerinde çalışanın brüt maaşı ve ek ödemeleri üzerinden ödenmesi gereken tutar hesaplanır. Brüt ücret tutarları ise önceden kabul edilen prim oranları ile çarpılır ve çalışanın sigorta prim ücreti bulunur. Buna göre belirlenen oranlar aşağıdaki gibidir:

  • İşveren işsizlik oranı %2
  • Çalışan sigorta prim oranı %14
  • Çalışan işsizlik oranı %1
  • İşveren pay oranı %20,5

İndirimsiz olarak hesaplanan primler aylık brüt maaşın %37,5’ine karşılık gelir. Eğer işveren güncel teşvik oranlarından yararlanırsa işveren prim tutar toplamı %22,5’ten 17,5’e düşer. Güncel teşviklerden faydalanmak için ise işveren aşağıdaki gereklilikleri yerine getirmelidir:

  • Şirkette kayıt dışı çalışan bulunmaması
  • SGK ödemelerinin her ay düzenli olarak ödenmesi
  • Şirketin SGK’ya prim borcu bulunmaması
  • Primlerin her ay tam zamanında ödenmesi

Tüm bu oranlar göz önüne alındığında ise 10.000 TL maaş alan bir çalışan SGK primi olarak 3750 TL öder. Bu tutarın çalışan prim oranı ve çalışan işsizlik oranı tutarı olan 1500 TL’si çalışan maaşından kesilirken işveren işsizlik oranı ve pay tutarı olan 2250 TL ise işveren tarafından SGK’ya ödenir. Sigorta primleri hesaplanırken dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri prim ödemelerinin net değil, brüt maaş üzerinden yapılmasıdır.

Sigorta Prim Günü Nasıl Hesaplanır?

Çalışanın iş yerinde işe başladığı günden itibaren çalıştığı toplam gün sayısına göre hesaplanan sigorta prim günü, çalışanlar tarafından e-devlet üzerinden düzenli olarak takip edilebilir. Sigorta prim günü hesaplamasında ayın toplam kaç gün olduğu dikkate alınmaz. İlgili ödemeler her ay 30 gün üzerinden hesaplanır. Eğer çalışan bir aylık dönem boyunca bazı günlerde çalışmadıysa ve bu günler için ücret almadıysa o zaman aylık prim ödemelerinde bu günler hesap dışında bırakılarak ödeme yapılır. Part time olarak bir şirkette çalışan kişilerin sigorta primi ücreti ise çalışılan gün sayısı esas alınarak gerçekleştirilir.

Siz de şirketinizde aktif olarak çalışan kişilerin sigorta prim ödemelerini Orka Bilgisayar’ın kurumsal muhasebe ve yazılım çözümleri ile kolayca hesaplayabilir ve SGK ödemelerini sorunsuz bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca Orka Bilgisayar’ın e-fatura, e-defter ve insan kaynakları çözümlerini de inceleyerek tüm belgelerinizi tek bir platform üzerinden yönetebilir, dijital dönüşüm imkanlarından yararlanabilirsiniz.

demo-attachment-1075-Mask-Group-45@2x

Kolektif Şirket Nedir?

Ticari hayatta faaliyet göstermek isteyen kişilerin bir tüzel kişi aracılığıyla bunu yapmaları gerekir. Ticaret yapmak, diğer bir deyişle mal ve hizmet sağlamak isteyen kişiler Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamında bir şirket kurarak bunu gerçekleştirebilirler. Kanuna göre kurulabilecek birden fazla şirket çeşidi vardır. Kolektif şirket bunlardan bir tanesidir. Peki kolektif şirket ne demek? Gelin, merak ettiğiniz tüm detaylara bir göz atın.

Koleftik Şirket Nedir?

İmza sirküleri resmi olarak kabul gören bir evrak olduğu için devlet kurumlarındaki işlemlerde son derece önemlidir. Bir şirket tarafından yapılan başvurularda devlet kurumları yetkili kişinin imza sirkülerini de talep eder. Böylece sunulan evraklarda bulunan imzanın gerçekten yetkili kişi tarafından atılıp atılmadığı kontrol edilebilir. Bu kontrol ve teyit etme işlemi özel şirketler arasında da olabilir. Örneğin tedarikçisi ile sözleşme imzalamak isteyen bir şirket de imza sirkülerini dosya içeriğine dahil edebilir. İmza sirkülerinin en önemli işlevlerinden biri ise sahte belge düzenlenmesi için bir engel oluşturmasıdır. Şirketler adına yapılabilecek asılsız işlemler imza sirküleri sayesinde ortaya çıkabilir. Bunun sonucu olarak da şirketler hem itibar hem malî düzen açısından yaşayabilecekleri problemlere karşı korunmuş olur. İmza sirküleri sayesinde önemli görevler ancak yetki sahibi kişiler tarafından yerine getirilir.

Kolektif Şirket Kaç Kişiyle Kurulur?

Kolektif şirket kurmak için en az 2 ortağın bulunması gerekir. 2 veya daha fazla gerçek kişi bir araya gelerek bir ticari faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla kolektif şirket kurabilirler. Ortak sayısı bakımından herhangi bir üst sınırlama bulunmamakla birlikte uygulamada genellikle en fazla 4-5 kişiyle kurulan kolektif şirketler görülür.

Kolektif Şirket Özellikleri

Kolektif şirketlerin genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Kendi tüzel kişiliği olan kolektif şirketler şahıs şirketidir.
  • Şirketin öz sermayesini ortaklar karşılar. Minimum bir sermaye tutarı yoktur. Ortaklar diledikleri miktarda sermaye koyarak kolektif şirket kurabilirler.
  • Şirketin hem borçlarından hem de alacaklarından ortaklar tüm malvarlıklarıyla sorumludur. Şirket tüzel kişiliği ile ortaklar arasında yasal bir ayrım yoktur. Bu özelliği nedeniyle kolektif şirketler genellikle aile şirketleri olarak karşımıza çıkar.
  • Şirket ortaklarının sorumlulukları ortaya koydukları sermaye ile doğru orantılı olarak belirlenir. Borçlar nedeniyle doğan sorumluluk ortakların pay oranları dikkate alınarak belirlenir. Diğer bir deyişle daha fazla sermaye koyan ortağın sorumluluğu daha fazla olur.
  • Şirket kuruluşu için yazılı bir kuruluş sözleşmesi hazırlanması gerekir. Ortakların ismi, taahhüt ettikleri sermaye ve şirketin faaliyet alanları gibi bilgileri içeren şirket kuruluş sözleşmesi noter tarafından onaylanmalıdır.
  • Kural olarak tüm ortaklar şirket yönetiminde eşit söz hakkına sahiptir. Öte yandan şirket sözleşmesi ile yönetim konusunda farklı bir düzenleme getirilmesi mümkündür.
  • Tüm ortaklar şirkete ait belgeleri, bilançoları ve diğer evrakları inceleyerek denetim yapma hakkına sahiptir.

Kolektif Şirket Özellikleri

Kolektif şirket kuruluşunda ortaklar belirli bir sermaye taahhüdünde bulunur. Sermaye taahhütleri nakit olarak tamamen ödendiği zaman şirketin kuruluş bilançosu buna göre hazırlanır.

Örneğin A ve B şahısları bir araya gelerek bir AB kolektif şirketini kurmaya karar vermiş olsun. Her 2 ortak da eşit şekilde 20.000- TL sermaye taahhüdünde bulunmuş. Ortakların sermaye taahhütlerinin kaydı için “501 Ödenmemiş Sermaye Hesabı” ile “500 Sermaye Hesabı” kullanılır:

501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE HS.  501.01 Ortak M.S Taahhüt Hs. 20.000  501.02 Ortak M.Ö Taahhüt Hs. 20.000                                                                   500 SERMAYE HS.                                                                        500.01 Ortak M.S Ser.Hs. 20.000.¬                                                                        500.02 Ortak M.Ö Ser.Hs.20.000.¬ 40.000 40.000
100 KASA HS  100.01 ₺ Kasa HS.                                                                                                                    501 ÖDENMEMİŞ SERMAYE HS                                                                    501.01 M.S Taahhüt HS. 20.000                                                                          501.02M.Ö Taahhüt HS. 20.000 40.000 40.000

Bu kayıtlar sonrasında ortaklar sermaye taahhütlerini yerine getirir ve muhasebe kayıtları yapılır.

Orka Bilgisayar olarak ticaret ve muhasebe alanında sektöre özel çözümler sunuyoruz. Siz de ticaret hayatına atılmak ve kolektif şirketinizin e-fatura, e-defter, muhasebe programı ve insan kaynakları gibi ihtiyaçları için sunduğumuz çözümlerden yararlanmak isterseniz hemen bizimle iletişime geçin!

demo-attachment-1240-Mask-Group-47@2x

Tutanak Nedir? Nasıl Tutulur?

Tutanak, bir olayın yaşandığına dair kesinlik gösteren resmi bir belgedir. Olayların doğru bir şekilde belgelenmesi, sonradan referans olması, bilgi paylaşımı için kullanılması ve hukuki koruma sağlamak amacıyla sıklıkla kullanılır. Tutanak düzenleme işlemi, duyurmak istediğiniz olayı kanıtlar nitelikte bir belge elde etmenizi sağlar.

    • Tutanak başlığı, büyük harflerle ve kağıdın ortasına yazılmalıdır. Eğer tutulan olay için özel bir başlık yoksa sadece "TUTANAKTIR" yazılmalıdır.

    • Tutulan olayın niteliği belirtilmeli ve ayrıntılı bilgiler verilmelidir. Olaya dair detaylı bilgiler tutanakta yer almalıdır ve olaya dair bilgilerin nasıl öğrenildiği de açıklanmalıdır.

    • Olayın yaşandığı yer ve zaman bilgisini içermelidir.

    • Tutanakta yer alması gereken deliller varsa, bunlar eklenmelidir. Delillerin hangi şekilde elde edildiği belirtilmelidir.

    • Tutanak sadece kağıdın ön yüzüne yazılmalıdır. Arka yüz tamamen boş olmalıdır. Birden fazla tutanak düzenlemek isteniyorsa, numaralandırma yapılmalıdır.

    • Tutanakta yer alan tarafların ıslak imzaları mutlaka alınmalıdır. İmzası olmayan tutanaklar geçerli değildir.

Tutanak Hangi Durumlarda Tutulur?

Tutanak, bir olayın ya da durumun yaşandığı ve kayıt altına alınması gereken birçok durumda tutulur. Hukuki işlemler, iş hayatı, eğitim, sağlık ve spor gibi birçok alanda tutanak hazırlanabilir. Mahkemelerde delil olarak kullanılmak üzere iş yerinde yaşanan olaylar, okullarda öğrencilerin disiplin cezaları, hastanelerde yapılan muayeneler ve tedavi süreçleri, spor müsabakaları vb. gibi durumlar için tutanak tutulması gerekebilir. Tutanak resmi bir belge olduğundan, belirli şartlara uygun olarak tutulması ve tarafların ıslak imza ile onaylaması gerekir.

Tutanak Çeşitleri

Günümüzde farklı alanlarda kullanılan ve düzenlenme şartları değişiklik gösterebilen tutanak çeşitleri bulunmaktadır. Bu çeşitler arasında olay yeri inceleme ve tespit tutanağı, yangın yeri tutanağı, buluntu tutanağı, değer tespit tutanağı, suçüstü tutanağı, ihbar tutanağı, üst arama tutanağı, teslim tutanağı, yakalama ve el koyma tutanağı gibi çeşitler yer almaktadır. Her bir tutanak çeşidi, kullanım alanına göre isimlendirilir ve belirli şartlara göre düzenlenir.

İşletmenize ait bir tutanak tutmanız gerektiğinde veya e-ticaret, finans, insan kaynakları gibi konular özelindeki diğer işleyiş sorularınızda Orka Bilgisayar uzmanlarından dilediğiniz zaman destek alabilirsiniz.